29 Ekim 2014 Çarşamba
editörDini Paylaşımlar
Hicret Nedir
Kur’ân’da Hicret edenler ile ilgili bilgiler :
Kutsal kitabımız Kur’ân’da hicret eden kişiler için muhacirler tanımlaması kullanılmaktadır ve Allah ;
Âl-i İmr’an 3 / 195 ayetinde hicret eden kişilerin kötülüklerini örteceği, Tevbe 9 / 100 ayetinde onlardan razı olduğu ve onlar için cennetler hazırladığı, Enfâl 8 / 74 ayetinde onların hakiki müminler olduğu, Tevbe 9 / 20 ayetinde hicret edenlerin Allah (cc) katındaki derecelerinin büyük olduğu, Bakara 2 / 218 ayetinde hicret edenlerin Allah(cc)’ın rahmetine mazhar olacaklarını buyurmuştur. Neden Kur’ân’da hicrete katılanlara böylesine büyük mükafatlar hazırlanmış olduğu konusunda soru sorulursa eğer cevaben;
Hicret edenler İmanlarını muhafaza edebilmek için yurtlarını bırakıp başka bir memlekete gitmişler, Allah(cc) yolunda oldukları için eziyet görmüşler, mallarını ve canlarını ortaya koyup müşrikler ile mücadele etmişler yanıtı verilebilir. Hicret kavramı Kur’ân’da sadece göç etmek değil Allah(cc)’a ortak koşmak ve putlara tapmak gibi davranışlardan kaçınmak (Müddessir 74 / 5), bir kişinin yanından ayrılmak (Meryem 19 / 46 , Nisâ 4 / 34) anlamında da kullanılmıştır.
Hicretin ne gibi sonuçları olmuştur ?
- İslam’ın yayılması için uygun şartlar ortaya çıkmıştır
- Göç ederek Mekke’den Medine’ye gelenlere muhacir, Medine’de muhacirleri karşılayarak onları ağırlayanlara Ensar denilmiştir
- Medine’de mescid-i nebi yapılmıştır
- Medine’de İslam devletinin temelleri atılmıştır
- Medine’de yaşayan Yahudiler ile Medine antlaşması yapılmıştır
- Hicri takvimin başlangıcı sayılmış ve takvim başlamıştır
- Mekke ile Medine arasında kardeşlik köprüsü kurulmuştur
- Mekke dönemi bitmiştir hicret ile Medine dönemi başlamıştır
editörAbdest
İslamda ilk İbadet
İslâmda Allah’a imândan sonra ilk farz kılınan ibâdet, namazdır. İkinci vahiy ile el-Müddessir Sûresinin ilk âyetlerinin indirilmesinden sonra, Mekke’nin üst yanında bir vâdide, Cibril (a.s.), Rasûlullah (s.a.s.)’e gösterip öğretmek için abdest almış, peşinden Cibril’den gördüğü şekilde Rasûlullah (s.a.s.) de abdest almıştır.
Sonra Cibril (a.s.) Hz. Peygamber (s.a.s.)’e namaz kıldırmış ve namaz kılmayı öğretmiştir.(58)
Eve dönünce Rasûlullah (s.a.s.) abdest almayı ve namaz kılmayı eşi Hz. Hatice’ye öğretmiş, o da abdest almış ve ikisi birlikte cemâatle namaz kılmışlardır.
40 Hadis
40 hadis tabiri literatürde oldukça önemli bir yere sahiptir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) 40 yaşında peygamber olmuş, Musa peygamber 40 yıl çöllerde kalmış, ilk Müslümanların sayısı 40'a ulaşınca ibadete başlanmış, zekat miktarı 40 üzerinden verilmekte, evliyalara 40'lar denilmekte, halvette 40 gün beklenmektedir. Hadis peygamberimizin sözleri, fiil ve takdirleri olarak kullanılmış bir tabirdir. Kırk hadis farklı konulara ait olan, kırk hadisi içeren eserlerin ortak adı olarak bilinmektedir. Arapça'da erbaün hadis olarak bilinen, Farsça'da çihil hadis, Türkçe 'de ise kırk hadis olarak anılan kitap, II. yüzyıl içerisinde ortaya çıkmış. Hadisleri ilk derleyen kişinin Abdullah İbn Mübarek olduğu bilinmektedir. Bu olayın '' Ümmetimin dini işleri ile ilgili kırk hadis derleyen kişiyi, Allah'ı Teala fakihler ve alimler sınıfı arasında diriltir.'' meali ile önemi anlatılmış. Bu geleneği devam ettirmek isteyen, sevap kazanmak isteyenler, bu konuda eserler hazırlamışlardır.
Alimlerin kırk hadis derleme sebepleri nelerdir?
- Allah katında fakih olarak yazılma.
- Kıyamet günü geldiğinde fakih ve alim olarak diriltilip, haşredilme arzusu.
- Resul'u Ekrem'in şefaatine nail olma arzusu.
- Cennet kapılarını seçme isteği.
- Alimler zümresinden olup, şehitler mertebesine ulaşma isteği.
Alimler cihad, nasihat, inanç gibi konulardaki hadisleri toplayarak, farklı özellikler taşıyan kırk hadisleri oluşturmuşlar. Bir kısım alimlerde, Müslümanlara faydalı olabileceğini düşündükleri kırk ve daha fazla rivayeti bir araya getirmeyi uygun görmüştür. Bu hadisler ahiret günü, itikad, ahlak, zikir, nefis terbiyesi konularında derlenmiş, bazıları da Kuran'ı Kerim ayetlerinden esinlenilmiştir. Tamamının hazırlanma amacı Müslümanların yararına olduğu için, bunları yaşama uygulamak fayda sağlayacaktır. Alimlerin titizlikle hazırladığı eserlerin en önemlileri arasında Kütüb-i Sitte denilen altı hadis kitabı bulunaktadır. Müslümanlara öğütlerin bulunduğu eserler, dikkate alınmalı ve uygulanmalıdır. Allah'ın Resülü'nün sözleri, yaptıkları özenle derlenerek oluşturulmuş olan, hadis külliyatı sınıflandırılarak, Müslümanların hizmetine sunulmuş. Peygamberimize ait olmayanlar bunların içerisinden ayıklanmıştır. Peygamberimize ait olan her söz, bizlere rahatlık, kalbimize ferahlık verecektir. Ufkumuzun genişlemesine yardımcı olacaktır. Hadisleri öğrenen kişiler, Sünnet-i Seniyye'den öğrenecekleri her konuyu öğrenmiş olacaklardır. Allah İslam'ın öğrenilmesi için, bu yolun en kısa yol olduğunu müjdelemiştir.
Alimler tarafından derlenen hadisler, açıklamalı olarak sunulmuştur. Bazı alimler tek bir eserle yetinmeyip, daha fazla sayıda kırk hadis kitabı yayınlamıştır. Bunlardan Askalini 11 adet, Yusuf Nebhani 40 adet, son dönem alimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen '' 10 kere 40 hadis'' adlı derlemeler yapmıştır.Hadisleri anlamak, anlatmak, doğru yolda yürüyebilmemiz için son derece önemlidir. Ahlaki değerleri korumak, hadisler sayesinde bereketlenmek, hadisleri doğru anlamakla sağlanacaktır. Bizlere 40 hadis eserlerini derleyip, sunan alimlerimize sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.
Hz Muhammedin Veda Hutbesi
Hz. Muhammed(sav) efendimizin insanlara son mesajıdır. 8 mart 632 senesinde, cuma günü zevalden sonra kasva adlı devesi üzerinde 140.000 müslümana irad edilmiş bir hutbe'dir.
VEDA HUTBE'SİNİN ÖNEMİ NEDİR?
- Bütün müslümanlar kardeştir.
- Hiçkimsenin bir başka kişiye zarar verme hakkı yoktur.
- Herkesin can, mal ve namusu korunmalıdır.
- Bütün borçlar iade edilmelidir.
- Kan davasını ve adaleti şahsen yerine getirmek yasaktır.
- Kadınlar erkeklerin hayat arkadaşlarıdır bu sebeple onlara iyi muamele edilmesi emredilmiştir.
- Kadınlarında erkekler gibi mal ve mülke şahsi tasarruf hakları olduğu öngörülmüştür.
- İnsanların hiçbir ayrım gözetilmeksizin eşit oldukları belirtilmiştir.
- Aile ve toplum hayatına zarar veren davranışlar yasaklanmıştır.
- Kuran-ı Kerim'in insanlara emanet olarak bırakıldığı ve ona sımsıkı sarılınması gerektiği belirtilmiştir.
- Bir yıl on iki ay olarak tespit edilmiştir.
- Mekke ve çevresinin kutsal yerler olduğu saptanmıştır.
- Emanetlerin sahiplerine iadesi vurgulanmıştır.
HZ. MUHAMMED'İN VEDA HUTBESİ
Ey İnsanlar !
Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birlesemeyecegim.
Ashabım!
Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, mallariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir; her türlü tecavüzden korunmustur.
Ey Ashabım !
Yarin Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksiniz. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunupta isitenden daha iyi anlayarak, muhafaza etmis olur.
Ashabım !
Cahiliyet devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Rebia'nin kan davasidir.
Ey Ashabım!
Bugün seytan sizin su topraklarinizda yeniden tesir ve hakimiyetini kurmak gücünü ebedi surette kaybetmistir. Fakat siz; bu kaldirdigim seyler disinda, kücük gördügünüz islerde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakininiz!
Ey İnsanlar !
Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah emaneti olarak aldiniz; onlarin namuslarini ve iffetlerini Allah adina söz vererek helal edindiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, onlarin da sizin üzerinizde haklari vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkiniz, onlarin aile yuvasini, sizin hoslanmadiginiz
hiçbir kimseye çignetmemeleridir. Eger razi olmadiginiz herhangi bir kimseyi aile yuvaniza alirlarsa, onlari hafifce dövüp, sakindirabilirsiniz. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari mesru bir sekilde, hertürlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.
Ey Mu'minler !
Size bir emanet birakiyorum ki, ona siki sarildikça yolunuzu hiç sasirmazsiniz. O emanet Allah kitabi Kur'an'dir.
Ey Mu'minler!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman müslümanin kardesidir; böylece bütün
müslümanlar kardestir. Din kardesinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz baskasina helal degildir. Meger ki, gönül hoslugu ile kendisi vermis olsun.
Ey Ashabım !
Kendinize de zulmetmeyiniz. Kendinizin de üzerinizde hakki vardir.
Ey İnsanlar !
Cenab-i Hak her hak sahibine, hakkini (Kur'an'da) vermistir. Varise vasiyet etmege lüzum yoktur. Çocuk kimin döseginde dogmussa, ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan nankör, Allah'in gazabina, meleklerin lanetine ve bütün müslümanlarin ilencine ugrasin. Cenab-i Hak, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sahadetlerini kabul eder.
Ey Ashabım !
Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir; hepiniz Adem'in çocuklarisiniz, Adem ise topraktandir.
Allah yaninda en kiymetli olaniniz, ona en çok saygi göstereninizdir. Arabin Arab olmayana
takva ölçüsünden baska bir üstünlügü yoktur.
Ey Ashabım!
Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? "Allah'in elçiligini ifa ettin, vazifeni yerine
getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz!"
(Bunun üzerine Resul-i Ekrem, mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak, sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek söyle buyurdu.)
Sahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab!
Ey İnsanlar !
Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birlesemeyecegim.
Ashabım!
Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, mallariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir; her türlü tecavüzden korunmustur.
Ey Ashabım !
Yarin Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksiniz. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunupta isitenden daha iyi anlayarak, muhafaza etmis olur.
Ashabım !
Cahiliyet devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Rebia'nin kan davasidir.
Ey Ashabım!
Bugün seytan sizin su topraklarinizda yeniden tesir ve hakimiyetini kurmak gücünü ebedi surette kaybetmistir. Fakat siz; bu kaldirdigim seyler disinda, kücük gördügünüz islerde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakininiz!
Ey İnsanlar !
Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah emaneti olarak aldiniz; onlarin namuslarini ve iffetlerini Allah adina söz vererek helal edindiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, onlarin da sizin üzerinizde haklari vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkiniz, onlarin aile yuvasini, sizin hoslanmadiginiz
hiçbir kimseye çignetmemeleridir. Eger razi olmadiginiz herhangi bir kimseyi aile yuvaniza alirlarsa, onlari hafifce dövüp, sakindirabilirsiniz. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari mesru bir sekilde, hertürlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.
Ey Mu'minler !
Size bir emanet birakiyorum ki, ona siki sarildikça yolunuzu hiç sasirmazsiniz. O emanet Allah kitabi Kur'an'dir.
Ey Mu'minler!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman müslümanin kardesidir; böylece bütün
müslümanlar kardestir. Din kardesinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz baskasina helal degildir. Meger ki, gönül hoslugu ile kendisi vermis olsun.
Ey Ashabım !
Kendinize de zulmetmeyiniz. Kendinizin de üzerinizde hakki vardir.
Ey İnsanlar !
Cenab-i Hak her hak sahibine, hakkini (Kur'an'da) vermistir. Varise vasiyet etmege lüzum yoktur. Çocuk kimin döseginde dogmussa, ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan nankör, Allah'in gazabina, meleklerin lanetine ve bütün müslümanlarin ilencine ugrasin. Cenab-i Hak, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sahadetlerini kabul eder.
Ey Ashabım !
Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir; hepiniz Adem'in çocuklarisiniz, Adem ise topraktandir.
Allah yaninda en kiymetli olaniniz, ona en çok saygi göstereninizdir. Arabin Arab olmayana
takva ölçüsünden baska bir üstünlügü yoktur.
Ey Ashabım!
Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? "Allah'in elçiligini ifa ettin, vazifeni yerine
getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz!"
(Bunun üzerine Resul-i Ekrem, mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak, sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek söyle buyurdu.)
Sahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab!
Hz Muhammedin Güzel Ahlakı
Hz Muhammedin güzel ahlakı üzerine
Onun kalbi insan sevgisiyle doluydu.
Çocukları sever, onları sıkça okşardı.
Peygamberimiz alçak gönüllü olması sebebiyle, fakir zengin ayrımı yapmazdı.
Hastalara önem verir, ziyaretlerine giderdi.
Bir topluma girdiğinde, boş bulduğu yere otururdu.
Ayaklarını hiç bir zaman başkalarına doğru uzatmazdı.
Elbiselerini kendi tamir eder, ayakkabılarını kendi onarırdı.
Kesinlikle başkalarına yük olmazdı.
Kadınlara karşı çok nazik davranır, ev işlerinde yardımcı olurdu.
Misafiri çok sever, onlara kendi hizmet ederdi.
Müslüman olanla, olmayanı ayırmazdı.
Peygamberimiz ömrü boyunca kötü söz söylememiş, kimseyi azarlamamış ve kimseye karşı kırıcı olmamıştır.
Peygamberimiz daima güler yüzlü ve tatlı dilliydi.
Başkalarına karşı saygısından ötürü kimsenin sözünü kesmez, dinlemeyi bilirdi.
Başkalarının kusurlarını yüzlerine vurmazdı.
Peygamberimiz bedenin ve giysilerini temiz tutar, yaşamını sade yaşardı.
Diş temizliğinde misvak kullanırdı.
Daima doğru sözleriyle bilinir, sözlerinden dönmezdi.
İnsanlar içinde oldukça cömertti, kendisinden isteyeni geri çevirmezdi. Ben sadece dağıtıcıyım, veren ancak Allah'tı derdi.
İntikam duygularını sevmez, bağışlamayı tercih ederdi.
Kendisine kötülük edenlere karşı iyilik etmeyi tercih ederdi. Yapılan iyiliği unutmaz, iyiliği daima iyilikle anardı.
Yaşlılara karşı saygıda kusur etmez, küçükleri sever ve şefkat gösterirdi.
Tembelliği ve boş durmayı sevmezdi.
Maddi olarak iyi olduğunda bile sade yaşamıyla dikkat çekmiş, yoksullara her zaman yardımcı olmuştur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpg)


