• NAMAZ HADİSLERİ

    Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir. [Taberani]

    Namaz Ve Dualar
  • NAMAZ HADİSLERİ

    Herkesin namazında, kalbin hazır olduğu kısımlar yazılır. Kalbin hazır olmadığı namaza, Allahü teâlâ nazar etmez. [Vesilet-ün Necat]

    Namaz Ve Dualar
  • NAMAZ HADİSLERİ

    Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadet, namazdır. Namazı düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez. [Taberani]

    Namaz Ve Dualar

29 Ekim 2014 Çarşamba

Hicret Nedir


Hicret nedir, konusunu açıklamadan önce, arapçada bir yerden başka bir göç etmek anlamına gelen “hicret” kelimesinin anlamını bilmek gerekir. Müslümanlar için çok büyük önem taşıyan bu olay Hz.Muhammed (s.a.v) ve kendisini onaylayarak müslüman olan bir kesimin kendilerine yapılan kötü muameleler karşısında 622 yılında Mekke şehrinden Medine şehrine yaptıkları göç olan hicret olayı aynı zamanda İslam tarihinin en önemli olayı olarak tanımlanır. Tam olarak 16 Haziran 622 yılında gerçekleştirilen hicret olayı İslamiyet açısından o denli önemli gelişmelerin başlangıcı olmuştur ki bu tarih Hicri takvimin başlangıcı kabul edilmiştir. Peygamber efendimiz, Mekke’li müşriklerin kendisine karşı durmaları yetmiyormuş gibi peygamber efendimize inanarak yoluna baş koyanlara ellerinden geldiğince kötülük yapmaya başladılar. Bu durumun önüne geçemeyen peygamber efendimiz Medine’dekiler ile (O zamanki adları Yesrib idi) gitmeye karar kılar. Kendisine ilk inanan kişiler arasında yer alan ve daha sonra da halife olacak olan Ömer’in Medine şehrine gitmesini sağlamıştır. Peygamber efendimiz hicret yolculuğuna Ebu Bekir ile çıkmıştır ancak yola çıkmadan Medine halkına ait olan emanetleri Ali’ye bırakmıştır. Bir ifadeye göre efendimiz hicret için şehirden ayrıldığını kimsenin bilmemesi için Ali’yi kendi yatağında yatırmış ve oradan ayrılmıştır. Mekke yakınlarında bir dağdaki mağarada gizlenmiştir. Bunun nedeni kendisini yakalamak isteyen Kureyşlilerin kendilerini takip etmesidir.

Kur’ân’da Hicret edenler ile ilgili bilgiler :
Kutsal kitabımız Kur’ân’da hicret eden kişiler için muhacirler tanımlaması kullanılmaktadır ve Allah ;
Âl-i İmr’an 3 / 195 ayetinde hicret eden kişilerin kötülüklerini örteceği, Tevbe 9 / 100 ayetinde onlardan razı olduğu ve onlar için cennetler hazırladığı, Enfâl 8 / 74 ayetinde onların hakiki müminler olduğu, Tevbe 9 / 20 ayetinde hicret  edenlerin Allah (cc) katındaki derecelerinin büyük olduğu, Bakara 2 / 218 ayetinde hicret edenlerin Allah(cc)’ın rahmetine mazhar olacaklarını buyurmuştur. Neden Kur’ân’da hicrete katılanlara böylesine büyük mükafatlar hazırlanmış olduğu konusunda soru sorulursa eğer cevaben;
Hicret edenler İmanlarını muhafaza edebilmek için yurtlarını bırakıp başka bir memlekete gitmişler, Allah(cc) yolunda oldukları için eziyet görmüşler, mallarını ve canlarını ortaya koyup müşrikler ile mücadele etmişler yanıtı verilebilir. Hicret  kavramı Kur’ân’da sadece göç etmek değil Allah(cc)’a ortak koşmak ve putlara tapmak gibi davranışlardan kaçınmak (Müddessir 74 / 5), bir kişinin yanından ayrılmak (Meryem 19 / 46 , Nisâ 4 / 34) anlamında da kullanılmıştır.
Hicretin ne gibi sonuçları olmuştur ?
  • İslam’ın yayılması için uygun şartlar ortaya çıkmıştır
  • Göç ederek Mekke’den Medine’ye gelenlere muhacir, Medine’de muhacirleri karşılayarak onları ağırlayanlara Ensar denilmiştir
  • Medine’de mescid-i nebi yapılmıştır
  • Medine’de İslam devletinin temelleri atılmıştır
  • Medine’de yaşayan Yahudiler ile Medine antlaşması yapılmıştır
  • Hicri takvimin başlangıcı sayılmış ve takvim başlamıştır
  • Mekke ile Medine arasında kardeşlik köprüsü kurulmuştur
  • Mekke dönemi bitmiştir hicret ile Medine dönemi başlamıştır

İslamda ilk İbadet

İslâmda Allah’a imândan sonra ilk farz kılınan ibâdet, namazdır. İkinci vahiy ile el-Müddessir Sûresinin ilk âyetlerinin indirilmesinden sonra, Mekke’nin üst yanında bir vâdide, Cibril (a.s.), Rasûlullah (s.a.s.)’e gösterip öğretmek için abdest almış, peşinden Cibril’den gördüğü şekilde Rasûlullah (s.a.s.) de abdest almıştır.

Sonra Cibril (a.s.) Hz. Peygamber (s.a.s.)’e namaz kıldırmış ve namaz kılmayı öğretmiştir.(58)
Eve dönünce Rasûlullah (s.a.s.) abdest almayı ve namaz kılmayı eşi Hz. Hatice’ye öğretmiş, o da abdest almış ve ikisi birlikte cemâatle namaz kılmışlardır.

40 Hadis

40 hadis tabiri literatürde oldukça önemli bir yere sahiptir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) 40 yaşında peygamber olmuş, Musa peygamber 40 yıl çöllerde kalmış, ilk Müslümanların sayısı 40'a ulaşınca ibadete başlanmış, zekat miktarı 40 üzerinden verilmekte, evliyalara 40'lar denilmekte, halvette 40 gün beklenmektedir. Hadis peygamberimizin sözleri, fiil ve takdirleri olarak kullanılmış bir tabirdir. Kırk hadis farklı konulara ait olan, kırk hadisi içeren eserlerin ortak adı olarak bilinmektedir. Arapça'da erbaün hadis olarak bilinen, Farsça'da  çihil hadis, Türkçe 'de ise kırk hadis olarak anılan kitap, II. yüzyıl içerisinde ortaya çıkmış. Hadisleri ilk derleyen kişinin Abdullah İbn Mübarek olduğu bilinmektedir. Bu olayın '' Ümmetimin dini işleri ile ilgili kırk hadis derleyen kişiyi, Allah'ı Teala fakihler ve alimler sınıfı arasında diriltir.'' meali ile önemi anlatılmış. Bu geleneği devam ettirmek isteyen, sevap kazanmak isteyenler, bu konuda eserler hazırlamışlardır.

Alimlerin kırk hadis derleme sebepleri nelerdir?  
  • Allah katında fakih olarak yazılma.
  • Kıyamet günü geldiğinde fakih ve alim olarak diriltilip, haşredilme arzusu.
  • Resul'u Ekrem'in şefaatine nail olma arzusu.
  • Cennet kapılarını seçme isteği.
  • Alimler zümresinden olup, şehitler mertebesine ulaşma isteği.
Alimler cihad, nasihat, inanç gibi konulardaki hadisleri toplayarak, farklı özellikler taşıyan kırk hadisleri oluşturmuşlar. Bir kısım alimlerde, Müslümanlara faydalı olabileceğini düşündükleri kırk ve daha fazla rivayeti bir araya getirmeyi uygun görmüştür. Bu hadisler ahiret günü, itikad, ahlak, zikir, nefis terbiyesi konularında derlenmiş, bazıları da  Kuran'ı Kerim ayetlerinden esinlenilmiştir. Tamamının hazırlanma amacı Müslümanların yararına olduğu için, bunları yaşama uygulamak fayda sağlayacaktır. Alimlerin titizlikle hazırladığı eserlerin en önemlileri arasında Kütüb-i Sitte denilen altı hadis kitabı  bulunaktadır. Müslümanlara öğütlerin bulunduğu eserler, dikkate alınmalı ve uygulanmalıdır. Allah'ın Resülü'nün sözleri, yaptıkları özenle derlenerek oluşturulmuş olan, hadis külliyatı sınıflandırılarak, Müslümanların hizmetine sunulmuş. Peygamberimize ait olmayanlar bunların içerisinden ayıklanmıştır. Peygamberimize ait olan her söz, bizlere rahatlık, kalbimize ferahlık verecektir. Ufkumuzun genişlemesine yardımcı olacaktır. Hadisleri öğrenen kişiler, Sünnet-i Seniyye'den öğrenecekleri her konuyu öğrenmiş olacaklardır. Allah İslam'ın öğrenilmesi için, bu yolun en kısa yol olduğunu müjdelemiştir.
Alimler tarafından derlenen hadisler, açıklamalı olarak sunulmuştur. Bazı alimler tek bir eserle yetinmeyip, daha fazla sayıda kırk hadis kitabı yayınlamıştır. Bunlardan Askalini 11 adet, Yusuf Nebhani 40 adet, son dönem alimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen '' 10 kere 40 hadis'' adlı derlemeler yapmıştır.Hadisleri anlamak, anlatmak, doğru yolda yürüyebilmemiz için son derece önemlidir. Ahlaki değerleri korumak, hadisler sayesinde bereketlenmek,  hadisleri doğru  anlamakla sağlanacaktır. Bizlere 40 hadis eserlerini derleyip, sunan alimlerimize sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

Hz Muhammedin Veda Hutbesi



Hz. Muhammed(sav) efendimizin insanlara son mesajıdır. 8 mart 632 senesinde, cuma günü zevalden sonra kasva adlı devesi üzerinde 140.000 müslümana irad edilmiş bir hutbe'dir.

VEDA HUTBE'SİNİN ÖNEMİ NEDİR?
  • Bütün müslümanlar kardeştir.
  • Hiçkimsenin bir başka kişiye zarar verme hakkı yoktur.
  • Herkesin can, mal ve namusu korunmalıdır.
  • Bütün borçlar iade edilmelidir.
  • Kan davasını ve adaleti şahsen yerine getirmek yasaktır.
  • Kadınlar erkeklerin hayat arkadaşlarıdır bu sebeple onlara iyi muamele edilmesi emredilmiştir.
  • Kadınlarında erkekler gibi mal ve mülke şahsi tasarruf hakları olduğu öngörülmüştür. 
  • İnsanların hiçbir ayrım gözetilmeksizin eşit oldukları belirtilmiştir.
  • Aile ve toplum hayatına zarar veren davranışlar yasaklanmıştır.
  • Kuran-ı Kerim'in insanlara emanet olarak bırakıldığı ve ona sımsıkı sarılınması gerektiği belirtilmiştir.
  • Bir yıl on iki ay olarak tespit edilmiştir.
  • Mekke ve çevresinin kutsal yerler olduğu saptanmıştır.
  • Emanetlerin sahiplerine iadesi vurgulanmıştır.
HZ. MUHAMMED'İN VEDA HUTBESİ 

Ey İnsanlar !
Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birlesemeyecegim.

Ashabım!
Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, mallariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir; her türlü tecavüzden korunmustur.

Ey Ashabım !
Yarin Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksiniz. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunupta isitenden daha iyi anlayarak, muhafaza etmis olur.

Ashabım !
Cahiliyet devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Rebia'nin kan davasidir.

Ey Ashabım!
Bugün seytan sizin su topraklarinizda yeniden tesir ve hakimiyetini kurmak gücünü ebedi surette kaybetmistir. Fakat siz; bu kaldirdigim seyler disinda, kücük gördügünüz islerde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakininiz!

Ey İnsanlar !
Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah emaneti olarak aldiniz; onlarin namuslarini ve iffetlerini Allah adina söz vererek helal edindiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, onlarin da sizin üzerinizde haklari vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkiniz, onlarin aile yuvasini, sizin hoslanmadiginiz
hiçbir kimseye çignetmemeleridir. Eger razi olmadiginiz herhangi bir kimseyi aile yuvaniza alirlarsa, onlari hafifce dövüp, sakindirabilirsiniz. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari mesru bir sekilde, hertürlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.

Ey Mu'minler !
Size bir emanet birakiyorum ki, ona siki sarildikça yolunuzu hiç sasirmazsiniz. O emanet Allah kitabi Kur'an'dir.

Ey Mu'minler!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman müslümanin kardesidir; böylece bütün
müslümanlar kardestir. Din kardesinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz baskasina helal degildir. Meger ki, gönül hoslugu ile kendisi vermis olsun.

Ey Ashabım !
Kendinize de zulmetmeyiniz. Kendinizin de üzerinizde hakki vardir.

Ey İnsanlar !
Cenab-i Hak her hak sahibine, hakkini (Kur'an'da) vermistir. Varise vasiyet etmege lüzum yoktur. Çocuk kimin döseginde dogmussa, ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan nankör, Allah'in gazabina, meleklerin lanetine ve bütün müslümanlarin ilencine ugrasin. Cenab-i Hak, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sahadetlerini kabul eder.

Ey Ashabım !
Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir; hepiniz Adem'in çocuklarisiniz, Adem ise topraktandir.
Allah yaninda en kiymetli olaniniz, ona en çok saygi göstereninizdir. Arabin Arab olmayana
takva ölçüsünden baska bir üstünlügü yoktur.

Ey Ashabım!
Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? "Allah'in elçiligini ifa ettin, vazifeni yerine
getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz!"
(Bunun üzerine Resul-i Ekrem, mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak, sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek söyle buyurdu.)

Sahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab!

Hz Muhammedin Güzel Ahlakı


Hz Muhammedin güzel ahlakı, peygamberimizin güvenilirliğini, hakkı gözetmesini, insana değer vermesini, üstün kişiliğini, hoşgörülü ve sabırlı olmasını anlatan değerlerdir. Peygamberimizin en güzel özelliği, başkaları için önerdiği öğütleri ve kuralları ilk önce kendi yaşamında uygulamasıdır. Kendini başkalarından üstün görmemesi, Kuran'ın öğüt ve yasaklarını yaşamından uygulaması onun ne kadar üstün bir insan oluşuna en güzel örnektir. Peygamberimiz bütün güzel ahlakları ve güzellikleri toplamış, örnek bir kişidir. Onun ahlakını kelimelere sığdırmak çok zordur. Onun ahlakı Kuran ahlakıdır. Yüce Rabbimiz Peygamberimizin ahlakını överken, "Ya Muhammed! Şüphesin sen yüce bir ahlak üzeresin." buyurmuşlardır. Peygamberimiz Allah'a niyaz ettiğinde, " Allah'ım! Beni ahlakın en güzeline yönelt, kötü ahlaktan uzak tut." demiştir.

Hz Muhammedin güzel ahlakı üzerine

Onun kalbi insan sevgisiyle doluydu.
Çocukları sever, onları sıkça okşardı.
Peygamberimiz alçak gönüllü olması sebebiyle, fakir zengin ayrımı yapmazdı.
Hastalara önem verir, ziyaretlerine giderdi.
Bir topluma girdiğinde, boş bulduğu yere otururdu.
Ayaklarını hiç bir zaman başkalarına doğru uzatmazdı.
Elbiselerini kendi tamir eder, ayakkabılarını kendi onarırdı.
Kesinlikle başkalarına yük olmazdı.
Kadınlara karşı çok nazik davranır, ev işlerinde yardımcı olurdu.
Misafiri çok sever, onlara kendi hizmet ederdi.
Müslüman olanla, olmayanı ayırmazdı.
Peygamberimiz ömrü boyunca kötü söz söylememiş, kimseyi azarlamamış ve kimseye karşı kırıcı olmamıştır.
Peygamberimiz daima güler yüzlü ve tatlı dilliydi.
Başkalarına karşı saygısından ötürü kimsenin sözünü kesmez, dinlemeyi bilirdi.
Başkalarının kusurlarını yüzlerine vurmazdı.
Peygamberimiz bedenin ve giysilerini temiz tutar, yaşamını sade yaşardı.
Diş temizliğinde misvak kullanırdı.
Daima doğru sözleriyle bilinir, sözlerinden dönmezdi.
İnsanlar içinde oldukça cömertti, kendisinden isteyeni geri çevirmezdi. Ben sadece dağıtıcıyım, veren ancak Allah'tı derdi.
İntikam duygularını sevmez, bağışlamayı tercih ederdi.
Kendisine kötülük edenlere karşı iyilik etmeyi tercih ederdi. Yapılan iyiliği unutmaz, iyiliği daima iyilikle anardı.
Yaşlılara karşı saygıda kusur etmez, küçükleri sever ve şefkat gösterirdi.
Tembelliği ve boş durmayı sevmezdi.
Maddi olarak iyi olduğunda bile sade yaşamıyla dikkat çekmiş, yoksullara her zaman yardımcı olmuştur.

Hz. Muhammedin Annesi


Hz. Muhammed’in Annesi, Hz. Amine, Hatemül-Enbiya Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) Annesidir. Babası Vehb b Abdülmenaf Kureyş Kabilesi’nin Beni Zühre koluna, annesi Berre bint Abdüluzza da aynı kabilenin Beni Abdurrar koluna mensuptur. Babası ve annesi de Mekke’lidir. Hatemül- Enbiya’nın, silsile-i nesebinden Kılıb’da Hz. Amine ile soyu birleşir. Hz. Amine Kureyş nezdinde yalnız haseb ve neseb itibari ile değil, ayrıca zamanında kaynakların nakline göre ahlakı, fiziki yapısı, zekası ve inancı itibari ile de ayrı bir özelliğe sahipti.

H.z Amine’nin doğum tarihi ile ilgili çok fazla bilgi bulunmamakta, ancak çok genç yaşta evlendiği tahmin edilmektedir. Abdulmuttalib gibi seçkin bir kişinin, ayrıca Mekke’nin hakimi ve reisi olan mümtaz bir kişiliğin en çok sevdiği ve yüz deve fidye mukabilinde kurban olmaktan kurtardığı olduğunu pek tabii ki böyle asalet sahibi ve mümtaz bir şahısla evlendirecekti. Hz. Abdullah’ın seçkin bir aileden oluşu, dikkat çeken fiziki yapısı, davranışları ve hareketlerindeki ahlaki hali, H.z Muhammed2e ait alnında taşıdığı ilahi nur Mekke’nin evlilik çağına ulaşmış tüm kızlarının dikkati çeker ve ona ilan-ı aşk edenler bile olurdu. Bu nedenle Abdulmuttalib onu daha fazla bekletmeden o günlerin adeti gereği yanına alarak H.z Amine2yi babası Vehb2den veya vesayeti altında bulunduğu amcası Vüheyb’den istemişti.

Her iki ailenin birbirlerini tanıtıcı konuşmaları sonucunda bu evlilik gerçekleşmiş ve bu iki asil insan hayatlarını birleştirmişlerdi. O günlerde töre gereği Amine ile Abdullah’ın zifafı Vüheyb hanesinde gerçekleşmişti. Dünyayı kaplayan zifri karanlıkları kovacak ve insanlara yeniden insanlıklarını hatırlatarak yeni bir çağ açacak olan Muhammed(s.a.v) bu izdivaç sonucu dünyaya gelmişti.

Bu izdivaçtan hamile kalan Hz. Amine, hamileliği süresince hissettiği huzurla karnında taşıdığı çocuğun nasıl bir çocuk olacağını ve istikbalini biliyor gibiydi. Çünkü onun hamilelik süresi hiçte diğer kadınların hamileliğine benzemiyordu. Amine, Hz. Muhammed’in doğumundan kısa bir süre sonra oğlu Abdullah’ın genç yaşta vefatından dolayı büyük üzüntü yaşayan Abdulmuttalib’e teselli olması için bir erkek torun dünyaya getirdiğinin müjdesini vermişti.

Abdulmuttalib ölen oğlu yerine bir erkek toruna sahip olmanın mutluluğu ile Amine’nin evine koştu ve küçük Muhammed’i sarıp sarmalayarak Kabe’ye götürmüş ve adını’’övülen, çok çok hamd ve sena edilen, şan, şeref sahibi’’ anlamlarını taşıyan ‘’ Muhammed’’ koymuştu.

Hz. Amine’nin, Hz. Muhammed’i doğurmakla kazandığı mevkii İmam Şerefüddin Ebi Abdillah Muhammed el-Busayri’nin müşerref olan, beşerin anası Havva’ya ve Havva’dan başlayarak kendi anasına varıncaya kadar bütün analara verdiği şeref yüzünden Amine’ye ne mutlu! Havva ilk ana Amine son ana idi. Havva Resul-i Kibriya’yı dünyaya taşıyan ilk kadındı. Çünkü Muhammed’in nübüvvet nuru, evvela Adem’in alnında tecelli kıldı ve Adem’den Havva’ya intikal etti. Sonra bu nur intikal ede ede Amine’ye geçti. Amine’den müstakil bir varlık olarak dünyaya geldi. Amine aslında bu müstakil varlığı taşıyan bir vasıta değil, onu doğrudan doğruya hayat alemine kavuşturan bir ana. Havva kim bilir peygamberimize hamile kalmayı ne kadar istemişti. Lakin bu şeref Amine’ye vaat edilmişti. Havva anamız bir başlangıçsa, Amine Anamız bir sonuç.

Hz. Amine doğumundan sonra Hz. Muhammed’i bir müddet yanında tuttu. Daha sonra o günlerin töresi ve daha sıhhatli büyümesi için süt annesi Hz. Halime’ye vererek dört yaşına ondan ayrı kaldı. Belazuri’nin ifadesine göre Hz. Muhammed’de görülen insanüstü hallerden dolayı Hz. Halime Muhammed’i annesine teslim etti ve altı yaşına kadar büyüttüğü Muhammed’i, yanındaki Ümmü Eymen adındaki hizmetlisi ile birlikte Medine’ye götürmüştü. Bu ziyaretten amacı Abdulmuttalib’in annesi dolayısı ile ailenin dayıları sayılan Beni Neccar mensuplarını ve kocası Abdullah’ın kabrini hem kendisi, hem de oğluna ziyaret ettirmekti. Medine’de yaklaşık 1 ay kadar kalan Amine Mekke’ye dönerken genç yaşta Ebva adı verilen yerde vefat etmiştir.

Hz Muhammedin Hayatı




Sevgili Peygamberimiz 20 Nisan 571 Pazartesi günü Mekke’de doğdu Babası Abdullah, annesi Âmine, dedesi Abdülmuttalip, büyük babası Vehb, babaannesi Fatıma, anneannesi ise Berre’dir.
Doğduktan sonra 4 yaşına kadar sütannesi Halime’nin yanında, bundan sonra 2 yıl boyunca da annesi Amine’nin yanında kaldı6 yaşında iken annesi onu akrabalarıyla tanıştırmak ve babası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmek için Medine’ye götürdü.
Hz Âmine, kocası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmiş, Hz Peygamber de Neccaroğulları’ndan.
Akrabasıyla tanışmıştı Âmine dönüşte Ebva denilen yerde hastalanıp vefat etti ve orada toprağa verildi Bu sırada yolculukta kendileriyle birlikte olan Ümmü Eymen onu Mekke’ye ulaştırdı ve dedesine teslim etti.
6 yaşından 8 yaşına kadar dedesi Abdulmuttalib’in yanına kaldı O da ölünce, vasiyeti üzerine amcası Ebu Talib’in evine taşındı Ebu Talib, Peygamber Efendimizin babasıyla hem baba hem de anne gibi kardeşti.
13 yaşından itibaren amcaları ile birlikte ticarete atıldı Uzun bir süre bu işle meşgul oldu ve bu alanda doğrulukla, dürüstlükle tanındı Henüz 20 yaşında iken hırsızlık, gasp, eşkıyalık, zulüm ve haksızlıklara karşı bir tedbir almak amacıyla bazı Mekkelilerin oluşturduğu Hılfulfudül adlı kuruluşa katıldı ve etkili bir üye olarak görev yaptı.
25 yaşına geldiğinde Hz Hatice ile evlendi Hz Hatice bu esnada kırk yaşında idi ve onunla evlenmeye karar verişinde Sevgili Peygamberimiz “el-Emin: Güvenilir, dürüst” olarak tanınması birinci derecede rol oynamıştı.
35 yaşına geldiğinde Ka’be hakemliği yaptı; Ka’be’nin tamiri sırasında Haceru’l-esved’in yerine konulması sırasında ortaya çıkan anlaşmazlığı, taşı bir yaygı üzerine koyup tüm kabile reislerine taşıtmak suretiyle giderdi, böylece kabileler arasında çıkması muhtemel bir kavgayı önlemiş oldu.
Peygamber Efendimiz 40 yaşlarına yaklaştığında kendisinde insanların arasından uzaklaşıp kırsal alana çıkmak, yaratılışın ve evrenin inceliklerini düşünmek arzusu uyandı Bu münasebetle belli sürelerde Hira-Nur dağındaki mağarada kalmaya başladı Nihayet 40 yaşında iken 610 Ramazan ayında bir gün Cebrail Aleyhisselam geldi ve vahiy süreci başlamış oldu İlk vahiy edilen ayetler, “Yaratan Rabb’inin adıyla oku!” diye başlıyordu Böylece Yüce Allah tarafından Peygamberlikle görevlendirilmiş oldu.
Peygamber Efendimizin İslam davetine evet diyerek ilk inanma şerefine Hz Hatice, Hz Ali, Hz Zeyd b Harise ve Hz Ebu Bekir eriştiler Bunları Hz Osman, Abdurrahman b Avf, Sa’d b Ebi Vakkas, Talha ve Zübeyr Hazretleriyle diğerlerini takip ettiler.
Peygamberliğin ilk altı yılı dolarken Hz Hamza ve Hz Ömer gibi yiğitlik ve cesaretleriyle tanınan zatlar Müslüman oldu.
10 Peygamberlik yılında peş peşe Hz Hatice ve Ebu Talib ölünce düşmanların eza ve cefaları bir kat daha arttı Çünkü bunlar hatırlı insanlardı, çevreleriyle Peygamberimize destek veriyorlardı Bu sırada Hz Peygamber, dış destek sağlamak amacıyla Taife gitti Ne var ki Taifliler İslam’ı kabul etmediler, Hz Peygamber’e destek vermediler, üstelik onu taşlattılar, üstü başı kan içinde kaldı, Taif dışında bir bağa sığınarak taşlanmaktan kurtulabildi.
Ardı arkası kesilmeyen bu sıkıntılar devam ederken aynı günlerde Sevgili Peygamberimiz Mirac’ta İlahi ikramların doruğuna eriştirildi, Yüce Allah’ın huzuruna yükseltildi ve İlahi buyrukları, aracı olmaksızın dinlenme ve alma imkânına kavuşturuldu.
Bütün zorluklara rağmen Hz Peygamber İslam’ı tebliğ çabalarını sürdürüyordu Birer yıl arayla 1 ve 2 Akabe Biatları yapıldı Bunu takip eden zaman diliminde Yüce Allah’ın izni ve buna bağlı olarak Hz Peygamber’in müsaadesi üzerine Müslümanlar Mekke’den Medine’ye göç ettiler İslam tarihi literatüründe buna, “hicret” denilmiştir En sonunda Sevgili Peygamberimiz de Hz Ebu Bekir ‘le birlikte Medine’ye göç etti.
Efendimiz(sav) Medineli Müslümanlar yani Ensar = Yardımcılar ile Muhacirler = hicret edenler arasında kardeşlik kurdu.
Puta tapıcılarla Müslümanlar arasında Bedir, Uhud, Hendek, Müreysi gibi savaşalar oldu Hz Peygamber’in sağlığında İslam elçisi dokunulmazlığı olduğu halde öldüren ve Medine’ye saldırmayı tasarlayan Hıristiyanlara karşı da Mute ve Tebük seferleri düzenlendi, 630 yılında Mekke fethedildi Hz Peygamber, çıkmaya mecbur olduğu vatanına üstünlük sağlayarak ve genel af ilan ederek girdi.
Peygamber Efendimiz, 632 yılında hac esnasında Mekke’de Arafat’ta yüz binden fazla Müslüman’a bir konuşma yaptı İslam düşüncesinin bir özeti olan ve insan hakları bakımından çok mükemmel prensipler içeren bu konuşma İslam tarihinde “Veda Hutbesi” diye anılmaktadır.
İslamiyet’i sabırla, azimle, cesaretle, insanlara ulaştıran Sevgili Peygamberimiz, 8 Haziran 632 Pazartesi günü hayata gözlerini yumdu, Allah’ın rahmetine kavuştu, cenaze namazı erkekler, kadınlar ve çocuklar olmak üzere sıra ile cenazenin bulunduğu hücre-i saadette kılındı ve orada toprağa verildi .

26 Ekim 2014 Pazar

Gençken Yapılacak 100 Şey



Gençlerin heyecandan dizlerini titretecek, kaçırılmayacak bir kampanyanın reklamı yapılıyor her yerde… “Gençken Yapılacak 100 Şey”. Ne kadar çılgınlık varsa durmayın yapın… Haydi durmayın… Marjinal olun… Kabınıza sığmayın… Zirâ siz gençsiniz; çıldırın… Hayatı doyasıya yaşayın… Zevk alın… Gezin, tozun… Gaza gelin… Ayaklarınız yere basmasın uçun… Ha! Bu arada yaptığınız tüm bu çılgınlıkları tescilleyerek videosunu çekin, yayımlayalım… En çılgın olanınız… Büyük ödülü kazansın…

Bu arada varlığınızın ve hayatın amacını sorgulamayın… Sosyal projelerde yer almayın… Sorumluluk duymayın… Nasıl olsa birileri sizin yerinize düşünür… Siz gençsiniz çılgınlıklar yapmaya bakıp, gününüzü gün edin…

Gençlere yönelik alternatif bir kampanya da bizden…

1. Nasıl yaratıldığını ve seni kimin yarattığını bir düşün.
2. Varlığının ve hayatın amacını sorgula.
3. Dünya hayatının kısalığını anla.
4. Ölüm gerçeği ile yüzleş.
5. Ölümün yaşının olmadığını bil. Gençliğine güvenme.
6. Ölüm sonrasında ne olacağını düşün.
7. Sana verilen sınırlı ömrü nasıl kullanacağın ile ilgili seçimini yap.
8. Dinini öğren.
9. Dinî ve insanî sorumluluklarının bilincinde ol.
10. İbadetlerinde gönülden ve titiz ol.
11. Allah’ı çok an.
12. Dua et.
13. Sadece kendin için değil tüm insanlar için de dua et.
14. Tövbe et.
15. Hatalarından pişmanlık duy.
16. Ahlaklı ve faziletli ol.
17. Aklını işlet.
18. İhlâslı ol.
19. Güvenilir ol.
20. Fedakâr ol.
21. Çalışkan ol.
22. Öldürme.
23. Çalma.
24. Faiz yeme.
25. Yalan ve hileden uzak dur.
26. Zarafet sahibi ol.
27. Gıybet etme.
28. İnsanların kusurlarını arama.
29. Hüsnü zanda bulun.
30. Hataları örtücü ol.
31. Hakkı ve adaleti gözet.
32. İnsaflı ol.
33. Şahitlikten kaçınma.
34. Çirkin işlerden ve fenalıklardan uzak dur.
35. Nefsine hâkim ol.
36. Namuslu ve şerefli ol.
37. Hayâ sahibi ol.
38. Tevazu sahibi ol.
39. Güzel düşünüp güzel davran.
40. Helal ve Haramı gözet.
41. Boş ve lüzumsuz söz ve davranışlardan uzak dur.
42. Hayırlı işlerde yarış.
43. Güzel söz konuş.
44. Güler yüzlü ol.
45. Hayrı, iyiyi ve güzeli tavsiye et.
46. Sev.
47. Sevil.
48. Kin gütme.
49. Özrü kabul et.
50. Öfkelenme.
51. Kibirlenme.
52. Affet.
53. Şefkatli ol.
54. Barışı esas al.
55. Hoşgörülü ol.
56. Sabret.
57. Tevekkül et.
58. Kanaatkâr ol.
59. Sözüne sadık ol.
60. Dünya hayatının geçici zevklerine kapılma.
61. Yetimi, öksüzü, ihtiyaç sahibini gözet.
62. Yaptığın iyilikleri başa kakma.
63. Darlık anında dahi malından hayır yolunda harca.
64. Cömert ol.
65. Paylaş.
66. Yardımlaş.
67. Cesur ol.
68. Tedbirli ol.
69. İsraf etme.
70. Ailen ve akrabalarını gözet.
71. Komşularınla iyi ilişkiler kur.
72. Kadir-Kıymet bil.
73. Vefakâr ol.
74. Dinine, vatanına, milletine hayırlı bir insan ol.
75. Kendini geliştir, yetiştir.
76. İnsanlık meselelerine karşı duyarlı ol.
77. Müslüman kardeşinin derdini kendine dert edin.
78. Sadece kendin için değil, tüm insanlık için faydalı işler yapmaya çalış.
79. Varlığı zorunlu ve her türlü övgüye lâyık olan,
80. Eşi ve benzeri olmayan,
81. Mülk ve yönetimin sahibi olan,
82. Her şeye gücü yeten,
83. Yaratan, var eden,
84. Rahman ve Rahim Olan,
85. Affeden ve hataları bağışlayan, tövbeleri kabul eden,
86. Her şeyi gereğince bilen,
87. Her şeyi gereğince gören, işiten,
88. Her şeyi çepeçevre kuşatan,
89. İyilik ve lutfu sonsuz olan,
90. Böylesi yaşamaya elverişli bir dünya ve içinde çeşit çeşit canlılar yaratan,
91. Her sabah yeni bir günü yaratan ve seni yaşatan,
92. Görmeni, işitmeni, hissetmeni nasip eden,
93. Yürüyecek ayaklarını, iş görecek ellerini yaratan,
94. Barınacak bir yuva, yiyip içilecek rızıklar veren,
95. Hastalandığında sana şifa ulaştıran,
96. Dertlendiğinde deva ulaştıran,
97. Dualarına karşılık vererek kulu için en hayırlısını dileyen,
98. İyi ile kötüyü ayıracak akıl veren,
99. Sevmeyi, sevilmeyi mümkün kılacak kalp veren,
100. Rabbine şükret…

Bu maddeleri gözetip yerine getir… Nasıl olsa tüm yaptıklarını gören ve tüm bunların videosunu çekerek kayıt altına alan biri var… Haydi durma! Seni sonsuz mutluluğa ulaştıracak, gerçek kampanyaya katıl…
Büyük ödül seni bekliyor…